Sayfalar

4 Temmuz 2019 Perşembe

Ekmek kavgası


Bugün (3 Temmuz 2019) kadim dostumuz Dr. Zeki Gül, Evrensel gazetesindeki köşesinde “Fırınlar neden kapatılmalı” başlıklı bir yazı yayınlamış. Dahiliye uzmanı olan dostumuz, ekmeğin politik ekonomisini hekim gözüyle irdelemiş. Ben bir kısmını buraya aktarıyorum fakat yazının tamamını okumanızı öneririm.

7 Mart 2019 Perşembe

Yeni Küba Anayasasında sağlık


Küba geçtiğimiz 24 Şubat’ta, 1976 Anayasası’nın yerine yeni bir Anayasa kabul etti. Bu yazımızda yeni Anayasa’nın sağlıkla ilgili maddelerini ve sağlık hakkına yaklaşımını ele alacağız.

Yeni Anayasa’da “sağlık hakkı” düzenlemesine 46. Maddede, diğer haklarla birlikte yer verilmiş: “Bütün yurttaşların yaşam, fiziksel ve moral bütünlük, adalet, güvenlik, barış, sağlık, eğitim, kültür, dinlenme, spor ve holistik gelişme hakkı vardır”.

Benzer ifadelerin başka ülkelerin Anayasa’larında da bulunduğunu fakat “hakların” genellikle kağıt üzerinde kaldığını biliyoruz. Küba Anayasası’nı “farklı” kılan, bu ifadenin “altını doldurmasıdır”. Küba Anayasası sağlık hakkının altını, sağlığın sosyal belirleyicilerine ilişkin kapsamlı düzenlemelerle doldurmuştur.

23 Mayıs 2017 Salı

İş(çi) cinayetlerinde aydın ihanetinin rolü

İleride bugün yaşadığımız günlerin tarihi yazılırsa, en büyük konu başlıklarından biri muhtemelen “aydın ihaneti” olacaktır. Dünya emekçilerinin Fransız Devrimi’nden beri elde ettiği bütün kazanımlarını yitirmekte olduğu yirminci yüzyılın son çeyreğinden günümüze uzanan sürecin her adımında aydın ihanetinin izlerine rastlamak mümkündür.

22 Mart 2017 Çarşamba

Kargayı kılavuz alanlar

Geçtiğimiz günlerde Sağlık Emekçileri Sendikası (SES), “Sağlık Çalışanlarının Sağlığı” başlıklı bir kitapçık yayınladı. Bu kitapçık birçok yönüyle çok önemli bir tarihsel belge niteliğindedir. Özellikle bir “sendika” tarafından yayınlanmış olması, SES Türkiye işçi sınıfının bütününü temsil etmiyor olsa da, işçi sınıfının “bilinç” düzeyini yansıtması bakımından önemlidir.

Kitapçığın SES Eğitim Komisyonu Sağlık Çalışanlarının Sağlığı Modülü Grubu tarafından kaleme alınan giriş yazısında, “Sağlık Çalışanlarının Sağlığı mücadelesi, toplumsal kurtuluş hareketlerinin ileri çatışma hattıdır” ifadesi yer almaktadır (S: 9). Eğer bu saptama doğruysa, bu kitapçığın “sınıf mücadelesi” bağlamında önemi daha da artmaktadır. O halde Sınıfın Sağlığı olarak bu kitapçığın değerlendirilmesi kaçınılamaz bir görev haline gelmektedir.

24 Şubat 2017 Cuma

Sağlıklı beslenme hastalıklardan korur mu?

Google arama motoruna “sağlıklı beslenme” yazın, yalnız bugün içinde bu konuda kaç giriş yapıldığına bakın. Ben 0,6 saniyede 8 binden fazla giriş gördüm.

Hemen hemen bütün medya organları bugün sağlıklı beslenme konusuna yer vermiş. Reklamları saymazsanız rakam biraz azalabilir, fakat yine de sağlıklı beslenme medya gündeminde önemli bir yer tutuyor.

20 Şubat 2017 Pazartesi

Hekimlik ve sınıf üzerine

Burada sözünü ettiğim okul sınıfı değil, sosyal sınıftır. Marx’ın sınıf tanımı kapitalizmin nasıl çalıştığını görebilmek için temel bir kavramdır. 

1 Şubat 2017 Çarşamba

Lenin’den sağlık emekçilerine

1917 Ekim’inde Sovyet yönetiminin önündeki en büyük sorunlar arasında “sağlık” sorunları ilk sıralarda yer alıyordu. Bunda Çarlık döneminin olumsuz mirasının büyük payı vardı. Sağlığın ve tıbbın “sermayenin” gereksinimleri doğrultusunda örgütlenmiş olduğu Çarlık Rusya’sı, Sovyet yönetimine çok yüksek mortalite ve morbidite hızları bırakırken, bunlarla mücadele edebilmek için gereken yeterli sayıda sağlık kurumu ve personeli bırakmamıştı.

149 numaralı ev

Cedalia sıkılmaya başlamıştı. İçinden “artık şu evlerden birini seçse de, işimize baksak” diye geçiriyordu. Aslında Pedro’nun da daha fazla dolaşacak gücü kalmamıştı. Henüz Atlantik okyanusu üzerinde neredeyse yirmi dört saati bulan uçuşun yorgunluğunu da üzerinden atamamıştı.

Sınıfın Sağlığı – 2016 değerlendirmesi

Yeni bir yıla girerken geçen yılı değerlendirmek ve gelecek yıla ilişkin planlar yapmak, umutlar yeşertmek adettendir. Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Sınıfın Sağlığı açısından kısa bir durum değerlendirmesi yapacağız.

22 Kasım 2016 Salı

Organ nakli yolunda Frankeştayn'ın köpekleri

1934 yılında köyünü terk edip Moskova Üniversitesi’ne biyoloji eğitimi almak için geldiğinde belki de hayatındaki ilk meydan okuma ile karşı karşıya kalır. Tüm yeni öğrenciler beyaz bir gömlek ve kravat ile fotoğraf çektirmelidir. Ancak şimdiye kadar bırakın beyaz gömlek ve kravat giymeyi onları alacak kadar parası bile olmamıştır. Devlet tarafından verilen okula ulaşım parasını da yolda bitirmiştir. Fotoğrafçının o zaman için dahiyane fikri ile bu işi çok ucuza halleder. Bu fikir beyaz gömlekli ve siyah kravatlı başkasının fotoğrafının üzerine onun fotoğrafının nakledilmesidir. Ne ilginçtir ki o hayatı boyunca organ nakilleri ile uğraşacak olan, günümüzde organ nakil öncüsü ve nakil cerrahlarının atası olarak bilinen Vladimir Petrovich Demikhov’dur.

LÜTFEN TIKLAYINIZ

16 Kasım 2016 Çarşamba

Eşitsizlik hastalığı ve Louis Rene Villerme

‘’İşçilerin büyük bir bölümü, 17 binde 5 bini, fahiş kiralar yüzünden komşu köylerde oturmak zorundaydı. Hatta bazıları, çalıştığı fabrikaya iki fersah bir çeyreklik mesafede (yaklaşık 9 km) oturuyordu.

Mulhouse yakınındaki Dornach’ta iş, yaz-kış sabahın beşinde başlıyor, akşamın beşinde sona eriyordu… Her sabah şehre gelişlerini akşam da dönüşlerini görmek gerekirdi doğrusu. Aralarında solgun benizli bir deri bir kemik kadınlar var, hepsi de çamur deryasında yalınayak yürüyen yağmur ya da kar yağdığında şemsiyeleri olmadığı için yüzlerini ve boyunlarını korumak için önlüklerini ya da etekliklerini başlarına geçiren kadınlar. Onların yanı sıra onlar kadar kire pasa batmış, solgun benizli, partallar içinde üstleri başları makine yağlarına bulanmış küçük çocuklar var. Bunlar, yağlı ceketlerinin su geçirmezliği sayesinde yağmurdan daha iyi korunuyorlar. Ancak çocukların kollarında sözünü ettiğimiz kadınlarda olduğu gibi günlük yiyeceklerini içeren bir sepet falan yok. Yalnızca, eve dönüş saatine kadar karınlarını doyurması gereken bir parça ekmeği, nasıl yapabiliyorlarsa öyle, ya ellerinde tutuyor ya da ceketlerinin altında saklıyorlar.

Böylece upuzun bir günün yorgunluğuna birde böylesine sık böylesine zahmetli gidiş gelişlerin yorgunluğu da ekleniyor. Bu da uyuma ihtiyacıyla bitkin halde eve varmalarına ve ertesi gün açılış saatinde atölyelerde bulunabilmek için yeterince dinlenmeden tekrar yollara düşmelerine sebep oluyor’’

Rudolf Carl Virchow ve Yukarı Silezya

“Artık sorun tifüslü bir hastayı veya diğerini ilaçlarla veya gıda, barınma ve giyim düzenlemeleriyle tedavi sorunu değildir. Şimdi sorunumuz moral ve fiziksel bakımdan bozulmanın en alt düzeyindeki bir buçuk milyon yurttaşımızın sosyoekonomik durumudur. Bir buçuk milyon kişi söz konusu olduğunda palyatif tedbirler işe yaramaz. Sorunu çözmek için radikal olmalıyız… Yukarı Silezya’ya müdahale etmek istiyorsak, bütün nüfusun iyileştirilmesiyle işe başlamalıyız ve genel ortak çabayı harekete geçirmeliyiz… İnsanlar gereksindikleri şeyi kendi çabalarıyla elde etmelidir”.

LÜTFEN TIKLAYINIZ

Paris’ten Kocaeli’ye

"Bu yılın Şubat ayında sosyal belaların çaresine sadece sosyal demokratik eylemleri bastırarak değil, ayrıca işçilerin refahının olumlu yönde geliştirilmesiyle ulaşılabileceğini düşünmekteyim. Böylelikle ikinci bir Paris yaşanmasının önüne geçebiliriz."

LÜTFEN TIKLAYINIZ

Bir anlık duraklama - Sultan Abdülhamid Hastanesi üzerine

Edvard Jorris, göze çarpmamak için Singer şirketine memur olarak girmiş, Padişahın cuma selâmlıklarını büyük bir dikkatle izlemeye başlamıştı. Padişah cuma günleri Yıldız camisinden çıktıktan sonra, 1 dakika 42 saniyede arabasının yanına gidiyordu. Birkaç cuma selâmlığını gözleyen Jorris, bu sürenin hiç değişmediğini, padişahın bir saat düzeni içinde bu yolu, daima 1 dakika 42 saniyede aldığını görmüştü. Tüm planlarını 1 dakika 42 saniye üzerine yapmıştı.

LÜTFEN TIKLAYINIZ

Bir kanalın fıtratı

General Noriega eski bir CIA ajanıydı. 1950’lerde CIA'in en değerli istihbarat kaynaklarından biri olmasının yanı sıra, Orta ve Güney Amerika boyunca ABD destekli kontrgerilla güçleri için yasadışı silah, askeri teçhizat ve nakit sağlanmasında birincil kanallardandı. Sonrasında ABD onu Panama ordusunun içine yerleştirmiş ve yükselmesini sağlamıştı.

LÜTFEN TIKLAYINIZ

10 Kasım 2016 Perşembe

Gerçekçi ol, imkansızı iste

Dün Kemal Okuyan’ın yazısını okudunuz mu? Maceracılık ve gerçekçilikten bahseden yazı. Bence kendisini emekten yana gören herkes, ister sosyal demokrat, ister solcu, isterse sosyalist olsun, bu yazıyı iyi okumalı.

Okuyan’ın söyledikleri yalnızca “büyük” siyaset için değil, “küçük” siyaset için de geçerli. Okuyan’ın sorguladığı “gerçekçilik”, sağlıkta da her zaman karşımıza bir sorun olarak çıktı, çıkıyor.

İnsanlığı şirketler mi kurtaracak?

Biri Nazilere toplama kamplarındaki Yahudileri toplu imha edebilmeleri için Zyclon B gazını, diğeri ABD ordusu için yoksul Vietnam köylülerine karşı kullanılmak üzere portakal gazını üreten iki dev şirket, Bayer ve Monsanto, bugün “insanlığın geleceğini kurtarmak” için birleşti!

LÜTFEN TIKLAYINIZ

9 Mayıs 2016 Pazartesi

İşyeri hekimliği nasıl doğdu?

Tarihte işyeri hekimliği 19. yüzyılın sonunda Almanya’da doğmuş, daha sonra kısa sürede bir tıp disiplini haline gelerek yaygınlaşmıştır. İşyeri hekimliğinin neden başka bir ülkede değil de, Almanya’da doğduğunun ve nasıl geliştiğinin öyküsü, bugün bu disiplinin amacının kavranmasında ve sosyalistlerin bu disipline yaklaşımının belirlenmesinde önemlidir.

6 Mayıs 2016 Cuma

Türk mucizesi: Meslek hastalıkları sıfırlanıyor

Türkiye, işe bağlı hastalıklar ve meslek hastalıklarıyla mücadelede sıradışı bir profil sunmaktadır. Türkiye’de teşhis edilen meslek hastalığı sayıları ve yıllık insidansları 25 yıldır düzenli olarak azalmaktadır! İncelediğimiz yıllar boyunca Türkiye’de çalışanlar tamamen sendikasızlaştırılmış, kamu çalışanlarının sayısı büyük ölçüde azaltılmış, taşeron çalışma yaygınlaştırılmış, işyeri hekimleri güvencesizleştirilmiş ve bütün bunlar olurken meslek hastalığı insidansları da 1990’da 100.000 çalışan başına 36,6’dan, 2013’te 100.000 çalışan başına 3’e gerilemiştir. Görünen odur ki mucize MH teşhis rakamlarındaki mucizevi düşüş değildir. Mucize Türkiye’de çalışanların neredeyse bir nesile sığacak kısa bir zaman diliminde tümden sendikasızlaştırılmış ve büyük ölçüde güvencesizleştirilmiş olmalarıdır.

27 Nisan 2016 Çarşamba

Küba’ya gitmek Küba’yı anlamaya yeter mi?

Değerli büyüğümüz Attila Aşut geçtiğimiz günlerde Birgün gazetesindeki köşesinde Küba izlenimlerini yayınladı. İstanbul Tabip Odası seçimleri gündemi nedeniyle bu izlenimleri değerlendirmek için ancak fırsat bulabildik. Gerçi Celil Denktaş, Aşut’un “Küba Notları”na ilişkin bir değerlendirme yapmış, fakat biz Notlar içinde geniş bir yer tutan “sağlık” gözlemleri için ayrı bir yazı kaleme almak istedik.

18 Nisan 2016 Pazartesi

TOPLUMCU TIP e-book formatında

Baskısı tükenen TOPLUMCU TIP: SOVYETLER BİRLİĞİ DENEYİMİ kitabımıza e-book formatında erişilebilir:

TIKLAYINIZ

https://yadi.sk/i/NxJv-GgTr4YGq

15 Mart 2016 Salı

Günümüzün en önemli sağlık sorunu

Birey düzeyinde baktığınızda bütün sağlık sorunları önemlidir ve sizi en çok rahatsız eden sorununuz, sorunlarınızın en önemlisidir.

Hemen kanser, kalp hastalığı veya doğumsal sorunları düşünmeyin. Bir genç için alnında büyümeye başlayan bir sivilce, TV sunucusu veya ses sanatçısı için basit bir soğuk algınlığı gerçekten çok önemlidir.

3 Mart 2016 Perşembe

Marmot’nun anti-komünist yüzü

Dostlarımız Sınıfın Sağlığı’nda 17 Şubat 2016’da yayınlanan “Sir Michael Marmot’ya sorular” başlıklı makalemizi anımsayacaklardır (http://haber.sol.org.tr/blog/sinifin-sagligi/akif-akalin/sir-michael-marmotya-sorular-146187). TTB’nin daveti üzerine İstanbul’da 25 Şubat’ta yazdığı son kitabı üzerine bir konferans veren Dünya Tabipleri Birliği ve DSÖ’nün Sağlığın Toplumsal Belirleyicileri Komisyonu başkanı Sir Marmot’ya birkaç soru sormak istemiştik. İstanbul dışında olmamız nedeniyle katılamadığımız konferansı izleyen dinleyiciler, eksik olmasınlar, Marmot’ya bizim soramadığımız soruları sormuşlar. Marmot’nun yanıtlarını İstanbul Tabip Odası’nın internete yüklediği videodan izleyebildik.

18 Ocak 2016 Pazartesi

Sağlığın güvencesi işçi sınıfının örgütlülüğüdür

Modern tıbbın tarihi Hipokrat’a kadar uzansa da, insanların sağlıklarının güvencesini tıpta aramaya başlaması ve tıbbın gündelik yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline gelmesi ancak yirminci yüzyılda mümkün olmuştur. On dokuzuncu yüzyılda bilim ve teknolojide elde edilen başarılar meyvelerini yirminci yüzyılda vermeye başlamış ve tıp toplum içinde büyük bir prestij kazanmıştır. Buna paralel olarak toplum içinde tıbbi hizmetlere olan talebin artmasıyla birlikte bu hizmetlere “erişim” toplumsal bir sorun haline gelmiştir.

23 Aralık 2015 Çarşamba

Yeni yıla girerken Sınıfın Sağlığı


Yeni bir yıla girerken durum değerlendirmesi yapmak, geçen yılın muhasebesini, gelecek yıla ilişkin beklenti ve umutları sıralamak adettendir. 2014 sonunda yenilenen Sol Portal blogları arasında yayın hayatına başlayan Sınıfın Sağlığı, bugüne kadar okurlarıyla bu makale dahil 108 yayın paylaştı, yedi arkadaşımız makale ve çeviri yazılarıyla Sınıfın Sağlığı’na katkıda bulundular. Bu süreçte Sol Portal verilerine göre, oldukça özgül bir alanda yazmamıza rağmen, geniş bir okur çevresine ulaştık. İlgileriyle bizi onurlandıran okurlarımıza çok teşekkür ederiz.

18 Aralık 2015 Cuma

Hastanızın yakınmaları ‘açlıktan’ olabilir

Yetersiz beslenme hastalarda kendisini çok farklı yakınmalarla gösterebilir. Bu yakınmalar anksiyete (kaygı) ve depresyon gibi psikolojik durumlardan, adet düzensizliğine (bazen adetten kesilmeye); üriner (böbrek ve idrar yolları) sorunlardan, aşırı yorgunluğa; doğumsal anomalilerden, büyüme/gelişme geriliğine kadar çok geniş bir yelpazeye yayılabilir. Ülkemizde yaşayan insanların önemli bir kısmının “açlık” sınırı altında hayatta kalma mücadelesi verdiği göz önüne alındığında, yukarıda sıralanan sorunlara ilişkin yakınmalarla hekimlere başvuran hastalarda ilk sorgulanması gereken durum “gıda güvencesi”dir.

7 Aralık 2015 Pazartesi

Venezuela’da bir dönemin sonu

İki yıl önce “Kapitalist toplumda sosyalist bir yaşam kurulabilir mi?” başlıklı bir yazı kaleme almış ve yazımızı “bu konjonktür değişebilir ve Venezuela deneyimi de Allende deneyimi gibi ezilebilir” öngörüsüyle bitirmiştik. Ne yazık ki tarih bizi bir kez daha haklı çıkarttı. Şüphesiz haklı çıktığımıza sevinmiyoruz, keşke Venezuela deneyimi yaşayabilseydi, fakat yazımızda da belirtiğimiz gibi buna olanak yoktu. Venezuela devrimi daha doğduğunda yenilgiye yazgılıydı ve yazgısından kurtulmayı başaramadı.

25 Kasım 2015 Çarşamba

Ölmeye yatmak

Bugün konumuz son aylarda gündelik yaşamımızın giderek sıradanlaşan bir gündemi olmaya başlayan “ölüm”. Üzerine konuşmak için çok hoş bir konu olmadığını biliyorum fakat ölüm bir yanıyla yaşamımızın kaçınılmaz bir gerçeği, diğer yanıyla sağlığın en önemli konusu. Şüphesiz burada ölüm olgusunu meşrebimize göre, toplum sağlığı ve sınıf mücadelesi (emekçilerin bilinç ve örgütlülük düzeyi) açısından tartışacağız.

23 Kasım 2015 Pazartesi

SSCB'de işçi sağlığı ve iş güvenliği

Soğuk savaş ve sonrasında, insanoğlunun neredeyse üçte birlik kısmında insanlık adına gerçekleştirilen her türlü insani ilerleme, inanılmaz bir sansüre uğramış, sosyalist ülkelerdeki pek çok bilimsel çalışmanın gün yüzüne çıkarılması için gerçekten bir mücadele gerekmiştir. Uzay çalışmaları, sağlık ve eğitim alanındaki çarpıcı başarılar "mızrağın çuvala sığmadığı" örneklerdir ve emperyalizm pek çok durumda saygı duymak, kabul etmek ve kendi eksikliğini kabullenmek durumunda kalmıştır.

LÜTFEN AŞAĞIDAKİ BAĞLANTILAR ÜZERİNE TIKLAYINIZ

SSCB'de işçi sağlığı ve iş güvenliği (1) - Emre Gürcanlı




19 Kasım 2015 Perşembe

İş, fakat hangi iş?

Sayısız araştırma, bir işe sahip olmakla beden ve ruh sağlığı arasındaki ilişkiyi hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya koyuyor. Eskiden beden ve ruh sağlığı bakımından olumsuz bir etmen olarak görülen “işsizlik”, son yıllarda bizzat bir “sağlık sorunu” olarak tanımlanmaya başladı. Ancak sağlığın toplumsal belirleyicileri içinde ayrıcalıklı bir yere sahip olan “gelirin” ana kaynağı olan “iş”, “herhangi bir iş” değil. İş derken, işçiyi maddi ve manevi bakımdan tatmin eden, işçinin kendisine saygısını arttıran, işçiyi geliştiren ve sosyalleşmesine yardımcı olan işler kastediliyor; insanların açlık ücreti için çalışmaya zorlandığı, üretken olmayan, kendisine saygısını yitirten, hatta bazen utandıran işler değil.

28 Ekim 2015 Çarşamba

Deniz yıldızlarını kurtarmak

Meşhur öyküdür: Deniz kenarında yürüyüş yapan bir erkek, kumların üzerindeki deniz yıldızlarını denize atan bir kadın görür ve yanına yaklaşarak ne yaptığını sorar. Kadın, "deniz çekilince deniz yıldızları güneşte kuruyacaklar, onları denize atıyorum" der. Erkek, "binlerce kilometre sahil, milyonlarca deniz yıldızı var, birkaç tanesini kurtarman neyi değiştirir?" diye sorar. Kadın bir deniz yıldızını denize atar ve "onun yaşamı değişti" der.

19 Ekim 2015 Pazartesi

Yunanistan’ın dayanışma klinikleri (devam)

Kriz döneminde Yunanistanlılar, krizden en çok etkilenen yoksulların ve işsiz kalan emekçilerin mağduriyetlerini hafifletebilmek amacıyla yaşamın her alanında muazzam bir “dayanışma” sergilediler. Bunlar arasında en önemli olanlardan biri sağlık alanındaki dayanışmanın somut örnekleri olan “dayanışma klinikleri” oldu. Tamamen “sistem dışı” ve toplumun kendi kendine örgütlenerek, kendi sağlıklarına sahip çıkmalarına örnek olan bu yapılar, insanların “kar amacı gütmeden” hizmet sunan yapılar oluşturabileceklerini ve bu yapıların “sistemin” yapılarıyla yarışabileceğini, hatta onları geride bırakabileceğini kanıtlıyor. Vijoleta Gordeljevic tarafından yayınlanan makalenin devamını paylaşıyoruz.

9 Ekim 2015 Cuma

Yunanistan’ın dayanışma klinikleri

Kriz döneminde Yunanistanlılar, krizden en çok etkilenen yoksulların ve işsiz kalan emekçilerin mağduriyetlerini hafifletebilmek amacıyla yaşamın her alanında muazzam bir “dayanışma” sergilediler. Bunlar arasında en önemli olanlardan biri sağlık alanındaki dayanışmanın somut örnekleri olan “dayanışma klinikleri” oldu. Tamamen “sistem dışı” ve toplumun kendi kendine örgütlenerek, kendi sağlıklarına sahip çıkmalarına örnek olan bu yapılar, insanların “kar amacı gütmeden” hizmet sunan yapılar oluşturabileceklerini ve bu yapıların “sistemin” yapılarıyla yarışabileceğini, hatta onları geride bırakabileceğini kanıtlıyor. Vijoleta Gordeljevic tarafından dün yayınlanan bir makaleyi paylaşıyoruz. Makalenin devamı geldikçe paylaşmayı sürdüreceğiz.

25 Ağustos 2015 Salı

‘Kötü bilim’ sermayenin hizmetinde

1970’li yıllarda işçi sınıfı hareketinin gerilemeye başlaması ve nihayet sosyalizmin çözülmesiyle birlikte kapitalizm, yirminci yüzyılda işçi sınıfına vermek zorunda kaldığı ödünleri geri almaya başlamıştır. Reagan – Thatcher ekürisi eliyle başlatılan neoliberal saldırı sermayenin önündeki engelleri ortadan kaldırmış ve kapitalistler için dikensiz bir gül bahçesi yaratmıştır. Bu ortamdan sonuna kadar yararlanan sermaye, “zor” kullanarak elde ettiği karlarını azamileştime çabalarını meşrulaştırmakta “kötü bilimi” de sınırsızca kullanmaktadır.

5 Ağustos 2015 Çarşamba

“Çalışan temsilcisi” eğitimi

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nın 20. Maddesine göre işveren işyerinde yasada belirlenen sayıda “çalışan temsilcisi” görevlendirmek zorundadır. Çalışan temsilcileri tehlike kaynağının yok edilmesi veya tehlikeden kaynaklanan riskin azaltılması için işverene öneride bulunacak ve işverenden gerekli tedbirlerin alınmasını isteyeceklerdir. Yine yasanın 22. Maddesi İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu’nu tanımlamaktadır. Bu konuda yayınlanan Yönetmeliğe göre kurulda varsa formen, ustabaşı veya usta ile çalışan temsilcisi yer alacaktır.

20 Temmuz 2015 Pazartesi

Toplumsal cinayet

İngiltere’de kaldığım süre içinde, en azından yirmi – otuz kişi, en isyan ettirici koşullar altında açlıktan öldü ve olaydaki açık gerçeği gözler önüne serecek biçimde açıkça konuşma cesaretini gösterebilecek bir jüri pek çıkmadı. Tanıkların ifadesi ne kadar açık ve kesin olursa olsun, jüriyi oluşturan burjuvazi, korkunç yargıdan, açlık nedeniyle ölmüştür yargısından kaçabilmek için, her zaman bir arka kapı buldu.

5 Temmuz 2015 Pazar

Che’nin yolu

Tıp fakültesini bitiren bir hekimin önünde nasıl bir yol vardır? Aslında seçenekleri sanıldığı kadar çok değildir. Hemen devlette veya özel bir sağlık kuruluşunda işe girip hekimlik yapmaya başlayabilir veya tıbbın belli bir disiplininde uzmanlaşmak isterse, eğitimine bir süre daha devam etmesi gerekecektir. Daha sonra yine devlette veya özel sektörde bir iş bulabilir veya kendi hesabına çalışmak isterse muayenehanesini açabilir. Dünyanın birçok coğrafyasında hekimler genellikle bu yolu izlerler ve ben de bir hekim olarak bu yoldan yürüdüm. Che’nin de Arjantin’de 25 yaşında tıp fakültesini bitirdiğinde bu yolda ilerlemesi beklenirdi, fakat Che bu yolu reddetti ve kendisi için bambaşka bir yol seçti: Che’nin yolu.

15 Haziran 2015 Pazartesi

Patronlar çocuklarımızı yemeye devam ediyor

Dünyada en çok çocuk işçi çalıştıran ülkeler arasında ilk sıralarda yer alan Hindistan’da hükumetin 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü’nde çalışma yaşını 14 yaş altına indirmek için kolları sıvadığını açıklaması, sözcüğün tam anlamıyla bir ironi oluşturdu. Diğer yandan başta ILO olmak üzere dışarıda ve içeride birçok kurum ve kuruluş timsah gözyaşları döktüler. Her zaman olduğu gibi çocuk işçiliğinin kaynağına değil, sonuçlarına hitap eden açıklamalar yapıldı, soruna “düzen içi” çözümler önerildi.

11 Haziran 2015 Perşembe

ILO ve WHO’ya Açık Mektup…

Çalışma yaşamında giderek artacak tehlikelerin görünür kılınması isteniyorsa ILO ve WHO’nun bir an önce tüm ülkelerin en azından “tıbbi yaklaşım ilkelerinin” uygulanacağı bir çerçeve çizmeleri artık kaçınılmaz hale gelmiştir. 

LÜTFEN BAĞLANTI ÜZERİNE TIKLAYINIZ

3 Haziran 2015 Çarşamba

Meslek hastalıklarından merhaba

Meslek hastalıklarının görünür kılınmasını isteyen var mı? Meslek hastalıkları görünür kılınırsa çalışma ortamlarının birer hastalık üretim merkezi olduğu gerçeği gözler önüne serilmeyecek mi?

LÜTFEN BAĞLANTI ÜZERİNE TIKLAYINIZ

2 Haziran 2015 Salı

Yüreği işçi sınıfı için atan bir hekim

Tarihte yaşamlarını işçi sınıfı mücadelesine adamış, mücadele içinde bir sıra neferi veya önder olarak mücadelenin her düzeyinde görev almış çok sayıda hekim vardır. Bunlar arasında öne çıkanlar içinde 1848’de Berlin’de barikat savaşlarına katılan ve Engels ile birlikte toplumcu tıbbın temellerini atan Rudolf Virchow, Şili’nin efsanevi Sağlık Bakanı ve Başkan’ı Salvador Allende, Küba devriminin lideri Che Guevara ilk akla gelenlerdendir. Şefik Hüsnü, Hikmet Kıvılcımlı ve Nihat Sargın da Türkiye işçi sınıfı tarihinde çok önemli yerleri olan liderlerdir. Yürekleri işçi sınıfı için atan bu hekimler arasında Kanadalı hekim Norman Bethune’un özel bir yeri vardır.

28 Mayıs 2015 Perşembe

Ramazzini'yi düşünmek

Dünyayı sırtlayan “yüzde 99”, ne zaman “yüzde 99 olduğunun bilincine” varacak? Kar maksimizasyon hırsı gözünü bürümüş vahşi kapitalizmin her alanda kendisine kurduğu tuzakların farkına ne zaman varacak?

LÜTFEN BAĞLANTI ÜZERİNE TIKLAYINIZ

22 Mayıs 2015 Cuma

Metal işçilerinin talepleri “sağlık” talepleridir


Eylemlere katılan ve destek veren metal işçilerin üç talebi var:
1.      Eylemler nedeniyle kimsenin işten atılmayacağının garanti edilmesi
2.      Bosch fabrikasında Türk Metal ve MESS arasında imzalan sözleşmenin baz alınarak ücretlerde iyileştirmeye gidilmesi
3.      Türk Metal sendikasının fabrikadan gitmesi


İlk bakışta ekonomik ve özlük haklara ilişkin talepler olarak değerlendirilebilecek bu talepler aslında “sağlık” talepleridir.

19 Mayıs 2015 Salı

Tıp yalnız zenginler için mi?

BBC Sağlık Muhabiri Philippa Roxby 17 Mayıs 2015 tarihinde sağlık köşesinde bir makale yayınladı. Makalesinde Kanadalı bir bilim insanının Kamboçya’da oldukça yaygın bir sağlık sorunu olan demir eksikliği anemisine ilaç şirketlerini zengin etmeden nasıl çözüm bulduğunu anlatıyor.

10 Mayıs 2015 Pazar

Ofiste çalışan bir mimar neden hasta olur?

Başlığı şöyle de sorabiliriz, bir mühendisin, mimarın, teknikerin, büro çalışanının meslek hastalığı olur mu? Genel olarak büro çalışanları da diyebilir, buradan da tartışma açabiliriz. Çok derine inmeyeceğim, önümüzdeki haftalarda kapalı ortamlarda çalışan beyaz yakalıların sağlık ve güvenlik sorunlarına değineceğim.

LÜTFEN BAĞLANTI ÜZERİNE TIKLAYINIZ

3 Mayıs 2015 Pazar

Sağlık toplum içinde örgütlenmekte araç olabilir mi?

İşçi sınıfının “doğal” örgütlenme ve mücadele alanı işyeridir. İşçi sınıfı tarih sahnesine çıktığından beri işyeri temelli sendikalar ve meslek örgütlerinde örgütlenmiş, mücadelesini işyerlerinde yürütmüştür. Bugün de işyeri temelli mücadele işçi sınıfı mücadelesinin omurgasını oluşturuyor, yarın da böyle olacaktır. Ancak 1980’li yıllarda değişen sermaye birikim modeli ve izlenen neoliberal politikalar işçi sınıfının önemli bir bölümünü işyerlerinin dışına ittiğinden, işçi sınıfının bütün kesimlerine ulaşabilecek yeni yapılara ihtiyaç vardır.

2 Mayıs 2015 Cumartesi

28 Nisan 2015 Salı

Ya sosyalizm, ya barbarlık

Michael Moore’un Sicko belgeselindeki efsanevi Kanada sağlık sistemi giderek tarih oluyor. Aslında yalnızca Kanada sağlık sistemi değil, ileri kapitalist ülkelerin refah uygulamalarının bütün yaldızları dökülüyor. Yıllardır “insan” gibi yaşamak için mutlaka sosyalist olmak gerekmediğini, özlem duyulan insanca bir yaşamın gelişmiş kapitalist ülkelerde mümkün olduğunu savunanların eli her gün daha da zayıflıyor.

19 Nisan 2015 Pazar

Bir Ersin Arslan yazısı: Siz de her şeyi sosyalizme bağlıyorsunuz

İçten gülümsemesiyle bize baktığı o mezuniyet fotoğrafını görünce içi cız etmeyen, yüreğine saplanan o hain bıçak darbesini kendi yüreğinde hissetmeyen hekim var mıdır?

LÜTFEN BAĞLANTI ÜZERİNE TIKLAYINIZ