Sayfalar

9 Ekim 2015 Cuma

Yunanistan’ın dayanışma klinikleri

Kriz döneminde Yunanistanlılar, krizden en çok etkilenen yoksulların ve işsiz kalan emekçilerin mağduriyetlerini hafifletebilmek amacıyla yaşamın her alanında muazzam bir “dayanışma” sergilediler. Bunlar arasında en önemli olanlardan biri sağlık alanındaki dayanışmanın somut örnekleri olan “dayanışma klinikleri” oldu. Tamamen “sistem dışı” ve toplumun kendi kendine örgütlenerek, kendi sağlıklarına sahip çıkmalarına örnek olan bu yapılar, insanların “kar amacı gütmeden” hizmet sunan yapılar oluşturabileceklerini ve bu yapıların “sistemin” yapılarıyla yarışabileceğini, hatta onları geride bırakabileceğini kanıtlıyor. Vijoleta Gordeljevic tarafından dün yayınlanan bir makaleyi paylaşıyoruz. Makalenin devamı geldikçe paylaşmayı sürdüreceğiz.


Kemer sıkmaya karşı halkın sağlığı: Yunanistanlılar nasıl alternatif bir sağlık sistemi kurdu (Bölüm 1)

Atina – Pire’deki bir dayanışma kliniğinde, küçük bir ahşap masanın ardında oturmuş, 15 yaşında bir gönüllüyle görüşürken, ilaç dolu küçük odaya giren uzun boylu, orta yaşlı erkek, “hiçbir gelir elde etmiyoruz, yalnızca veriyoruz, fakat yalnız birbirimiz için” dedi. Sesini yükseltirken ekledi: “Bunu yaz, biz iyi bir şey yaptıkları için insanlara ödeme yapan bir HDÖ (Hükümet Dışı Örgüt) değiliz”. Kapıyı kapattı ve ayrıldı.

Yunanistan’ın 50 kadar dayanışma kliniği ve eczanesinden oluşan enformel sağlık yapısına katılan yüzlerce gönüllü yalnızca gelir elde etmemekle kalmıyor, aynı zamanda hak ettikleri övgüyü de almıyorlar. Bu yıl Mayıs ayı gibi Atina Tabipler Birliği, amaca destek vermek yerine, dayanışma kliniklerini, kliniklerle gönüllü doktorlar arasında “meçhul iş ilişkisi” nedeniyle haksız rekabete neden olmakla suçlamaya karar verdi. Bu yalnızca zamanlarını ve çabalarını bu kliniklerde ücretsiz olarak elzem sağlık hizmetleri sunmak için verenlerin yüzüne bir tokat değildi, aynı zamanda Atina’da yalnızca bu hizmetlere bel bağlayan en az 75 bin Yunanistanlıya atılmış bir tokattı. Arta Sosyal Dayanışma Kliniği ve Eczanesi yanıt olarak, dayanışma kliniklerinin yasadışı olduğunu düşünenlere acıdıklarını ve kliniklerin bütün yaptıklarının “dostlarını sevmek ve saygı duymak, daha iyi bir gelecek, onurlu bir yaşam için umut beslemek” olduğunu söyleyen bir bildiri yayınladı.

Bu yaz boyunca düzinelerce böylesi sağlık bakımıyla ilişkili dayanışma örneklerini ziyaret ettiğim için şanslıydım. Kliniklerin yalnızca hastalara ilaç ve sağlık hizmetleri sağlamadıklarını, aynı zamanda toplumsal değerleri güçlendirerek, açık iletişim kurarak ve cömertçe vererek işsizliğe bağlı yabancılaşma çeken birçoklarının kendilerini toparlamalarına yardımcı olduklarını öğrendim.

Yunanistan son zamanlarda “ekonomik dayanışmanın” kendine özgü versiyonunu yaşıyor. “Ekonomik dayanışma” terimi, 1980’lerde Latin Amerika’da toplumun büyük bir kesiminin borç ve işsizlik nedeniyle ekonomik dışlanma yaşamaya başlaması ve buna kendi üyeleri tarafından çeşitli hizmetler sunan kooperatif, özerklik ve özyönetim provizyonuyla karşı atak yapmasına kadar gider. Aynı adalet ve özyönetim susuzluğuna Yunanistan’da geçen beş yılda tanık olunabilir. Burada kemer sıkma barınma, gıda ve sağlık bakımı gibi alanlarda insanları kendilerini örgütlemeye zorladı. Özellikle fevkalade bir ağla sonuçlanan sağlık bakımı, giderek daha fazla kamusal hizmetin kötüleştiği ilanları duyulurken, sessizce her gün yaşam kurtarıyordu.



“Bir alternatif gerekliydi”

İki yıl önce çeşitli yazarlar ve gazeteciler Yunanistan’ın yeni fışkıran kliniklerini yeraltı klinikler olarak tanımlıyorlardı; insanların özel veya kamusal hastanelerde tedaviye güçleri yetmedikçe veya erişemedikçe giderek artan ölçüde gitmeye başladığı yerler. Çoğu kanser, diyabet veya depresyonlu ciddi fiziksel ve mental sorunları olan hastalar, yüksek özel hastane ücretlerini ödeyemediklerinden fiziksel ve mental sorunlarını aylarca ihmal etmek zorunda kalmışlardı.  

Kamusal sistem kemer sıkmaya bağlı olarak büyük ölçüde eksik finanse edilmelerinin bir sonucu olan insafsız bekleme listeleri nedeniyle erişilemez hale gelmişti. Şimdi 2015 yılında Yunanistan’ın sosyoekonomik krizi uzun süredir başbakan Çipras ve diğer Syriza görevlilerinin birçok vesileyle ifade ettikleri gibi insani bir kriz haline gelmişti. Bu yeraltı klinikleri uzun süredir “sosyal” veya “dayanışma klinikleri” olarak biliniyordu ve varlıkları isimlerinin çağrıştırdığı kadar gizli değildi. Enformel olarak kabul edilmelerine ve hiçbir yasal statülerinin olmamasına rağmen dayanışma klinikleri bir alternatif ve açıkça söylemek gerekirse Yunanistan yurttaşları için örgütlü sağlık bakımının (kendi komşuları ve arkadaşları tarafından sunulan) oldukça yenilikçi bir biçimi haline geldi.

Yalnızca Atina büyükşehir bölgesinde bu klinik ve eczanelerin yaklaşık 20’si vardır. Diğer 30’u kamu sağlığı kesintilerinin özellikle hastaların ihmal edilmesiyle sonuçlandığı adalar dahil bütün Yunanistan’a yayılmıştır. Klinikler ücretsiz çalışmakta, hiçbir noktada para alınmamaktadır. Hekimler, hemşireler ve idari yardımcılar gönüllüdür, binalar ya belediyeler tarafından bağışlanmış, ya da işgal edilmiştir, artık ilaçlar çoğunlukla yerel halk tarafından bağışlanmakta ve tıbbi donanım emekli hekimlerden gelmektedir.

Kamu sağlığı kesintilerinin zararlı etkilerine acil bir çözüm olarak başlayan şeyler, Yunanistan nüfusunun büyüyen bir kısmının bel bağlamaya başladığı hemen hemen paralel bir sağlık yapısı haline gelmiştir. Dayanışma klinikleri sağlığı insan haklarının merkezine koyan bir yapıdır. Sağlık bakımının giderek daha fazla metalaştığı, rekabetçileştiği ve bencilleştiği zamanlarda, bakımın ve toplumun kendi kendine örgütlenmiş ilişkileri bir çıkış yolu sergilemektedir. Dayanışma klinikleri, sağlık bakımının örgütlenmesi ve en çok etkilenenler tarafından yaratıcı bir şekilde yapılmasının işe yarayabileceğinin kanıtıdır.

Aşağıdan yukarıya sağlık bakımı Yunanistan krizinin ortasında acil gereksinimden doğmuştur: Bunlar nasıl oldu ve insanlar sağlıklarını kendi ellerine almaya nasıl karar verdiler?    

İlk dayanışma kliniği (Rethymno Sosyal Kiniği) özellikle Avrupalı turistler arasında popüler olan pastoral Girit adasında açıldı. Klinik amacını web sayfasında ücretsiz sağlık bakımına, ilaçlara ve aşılara erişimi olmayan insanları desteklemek olarak tanımladı ve nüfusun büyük bölümünün temel sağlık hizmetlerinden dışlanması sorununun altını çizdi. Klinik başlangıçta göçmen ve mülteci akımına hizmet etmek üzere finanse edilirken, kısa zamanda yerli Yunanistanlılardan talep almaya başladı. Farklı arkaplanlardan gelenlerden, çoğunlukla işsiz kalmalarının sonucu yakın zamanlarda sağlık sigortalarını yitirmiş olanlardan talep aldı. 300 binden fazla insan (göçmenler hariç Yunanistan nüfusunun yüzde 33.2’si) 2014 yılında bu duruma düşmüştü. Sosyal güvenceleri olan ve formel olarak istihdam edilen insanlar dahi giderek artan ölçüde dayanışma kliniklerini kullanmaya başladılar. Kamusal sağlık harcamaları yarıdan fazla kesilerek 5 milyar Euro’dan 2 milyara kısıldı ve bu birçoklarının bazen yüzde 70’lere varan ilaç katkı paylarını ödeyememeleri anlamına geliyordu.   

Şüphesiz Yunanistan hiçbir zaman sağlık konularında öncü olmamıştı, fakat her zaman gereksinimi olanların bakıma erişimini garantiye almıştı. Yunanistan’ın sağlık bakımı sosyal sağlık sigortası ve vergilerle finanse edilen kendi Ulusal Sağlık Hizmetleri tarafından yürütülen yapıların hizmetlerinin bir karışımı olmuştu. Parçalı, yolsuz fakat buna rağmen erişilebilir bir sistemden oluşuyordu. Son yıllarda kalitenin düşmesine rağmen şimdi sorun nitelikli hizmetlerin yokluğu değil, insanların gelirlerinin bu hizmetler için ödeme yapabilmek için çok düşük olmasıydı.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder